Nitelikli
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
16
Kuraklığım üzerinden dökülen on altı yaprak, her kış yeşili bir ton daha dökülen zaman. Sarı toprakların, sarı zamanın, sarı yaşamın iz düşümü kutsiyet. Bir duruş, bin gözü kurutur bazen.
Duruş görünce de sen gelirsin aklıma. Vav gibi büzülen ama içi hep elif gibi. Çok uzaklardan yazıyorum sana bu sefer. Dilim uyuşamıyor, buzul bir diyarda ısınmıyor kalp, belki de bu yüzden. Bir taşımda sakladığım altın çağımsın sen.
Beyaz kalabalıkların etek uçlarında şeddeli oturmuş, zikrinde kabuk gemiler yüzdürüyorum. Bakıp gülümsüyorsun ya hani, mürettebat karaya inmiştir artık. Toz deryasında kevserliyoruz yüzümüzü. İleride kendimi görüyorum genç ve ak sakallı. Hemen geleceğim diyorum şeddemizi aralayıp. Oysa gittiğim yerde duruyormuşum ben. Dönmek isteyince anlıyorum o ben başka zamanın. Mefhum diyorum mefhumlar içinde. Birkaç damla çamur ediyor özümü. Gusledip esasa geçiyorum. Süzülüyorsun semada, kanatsız.
Önümden huşuyla dönen insan seli. Yıldız olup tavafında evrenin. Yedi kere ölüp dirildim yediler için. Dönüyorlar hu diye. Bir sükuneti ayak ucumuza indiren gece. Dirsek büküp el açıyoruz ve susuyoruz niyetlerimize.
Kaç on altı daha beni sana şeddeler? Durduğumdan dönünce güler miyiz beraber? Karanlık meydan üstünde çattığın kemerler?
Fırtınalar da koparıp alsa beni,
kokumu duy diye
taş yığınlarımda gizleyeceğim seni.
⚘️
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar

Yorumlar