Yaşama sıradanlığına sıkıştırdığım kitap ayracım. Monoton kokulu serüvenimsiler. İçte bir yerlerde asla hissedilmeyen bu tatsız macera. Gün ışıkları ve gece karanlıklarının göz kapaklarıma özgülendiği zamanlar. Curcunaların hızı karşısında yavaşlatılmış bir yaşama hissizliğiyle ağır ağır çevresini süzen ben. Ve sonra aniden hızlanan gün devrimleri, çark dönüşleri, metro durakları, yalnızların doldurduğu kalabalık sokaklar, ziftten caddeler, trafik lambaları.
Nankörlük duygusunu elin zihinle girdiği polemiklerden deneyimlemek için yeterli vakit ölçüsünü kaçırmış olmanın bilinciyle kağıda dökülen kurşun darbelerinin özünde kendime vurduğunu da farketmek. Çevresine isabet etmekten çok öte, kendi yüreğimin tam onikisinden vurulmayı göze almak cesareti de bir şey gibi. En azından şu yaşam döngüsüne bir anlam katma gayesi barındırmak denebilir. Fakat ben yine de kendimden kaçıp bir köşeye saklanırım gibi. Gece saklambacında başımı çıkarıp tedirgin bir süzüşle kendimi gözlemek daha basit.
Bütün imgelemelerin yağması toprağıma. Yüzde bir tebessüm doğuransa menşei bulutları dağıtan beklenmedik kış güneşi olabiliyor. Karanlık gündüzlerin inadına bir aralıktan başını çıkarıp gülümsedikçe gülümsüyorum istemsiz. Bulaşıcılığı da bir cansızdan deneyimlemiş olmanın haklı ve şaşkın gururu da cabası.
Hissiz coğrafyama adım adım bazı tohumlar sermekteyim şu sıralar. Menşei belirsiz, büyür mü bilmediğim. Gerçi tam burası bana daha ilginç geliyor, nitekim artık bilmek de istemediğimin farkındalığına taze uyanıyorum. Dallanıp budaklanır mı, yeni tohumlar mı salarım nemli toprağa, su bekler sular mıyım ya da, bilmiyor ve bilmemenin hazzına varıyorum. İnsanların her şeyi bildiği bu çağda cahil kalmanın mutluluğundayım. Hem hazır derinden hissedemezken dünyayı, donmuş zihnim ve bedenimle mutluluk serabına yol almaktayım. Kumarın helâli de budur işte. Hisleri gelecekte yaşama tedirginliği barındırarak o ana bırakmamak yanılgısından hayli ötedeyim. O tedirginliği zamanı gelince tatmak varken zamansız yaşayıp yük etmek kendine. Hangimizin yükü hafif kendine, hangimiz söz geçirebiliyor benliğine? Hal buyken rahat bırakın kendinizi derim. Kim bilir yüzeysel ve düz bir varoluş bir adım öndedir belki karmaşık ruh hallerimizden.
Bu sıradışılık günlük dozajını aldı.
Sıradan yola düşme vakti.
Mecazî değil,
Ev yolu ev,
Sade, tekdüze..
Yorumlar