Ana içeriğe atla

Nitelikli

17

Seni içten çağlayan bir sızıntıyla bugün  Bir halkanın ruhunda karşıladım Hiç beklemediğim bir hayretten doğan Uzun bir vuslattan ancak eren,  Örtülmüş kanımı inişinle dirilten Ucundan dahil olup görünmeyen  Bedenin O mütevazi, o sıcak, o gülümseyen  Heybetin Gönlüme konuşunu anladığım  Tuz damlaları Dolmuş avuç ayalarım  Narin ellerine yâr Değil iki kaçsa da hayat Ruhum malikine hem Hem emanet kıldığına Topraklığımı Tozum duman olana değin Hemhal olsun

Sarhoş

Fırtınalar arasından sessiz doğuranlar yöresi kokan adımlarla ilerlemek. Efil efil birikintilerin kulağımdan dökülmesi gibi harfler, sözcükler. Bir yudum daha soluklanıp yüce dağsız düzlüklerde kendi yünlerini kırpamayan körelmiş ellerim. Düşünmek bir girdapmış ey, ben yağışına delik şemsiyeler açmışım.

Sizlerin söyledikleri benim gözlerime bozuk kırmızılar yakarken daima, çınlamanız örsümde bir tabure tutmaktan da kendini alıkoymaz. En güzel anların su yüzünde teşmilini, hani güneşin ufukta yitişi gibi bir şey yaşatır. Kızıllığın maviyle bir tabiat boyu uzanışı ve son kıkırdayışlarına kabarmak. Her cümleniz bende ayrı bir nota çıkarır. Kendi sahnemde melodramıma gayrı rızai müdahil olanlarla sıkışınca ben benim olandan, bak kendim sen oradan, Do'dan düştün, incesinden, en sarp yokuşundan. Hatırlarım ki hikayemin kokusunu cümbüş tezgahlarınızdan alırım.

Gevrek kokan dudak gerginliğim ve kısık gözlerimle ağzım hiç durmaz benim. Ben sesli sesli en çok benimle gevezelik eden. Çoğu da bir anlam barındırmaz. Bazense iki kelimem birbirine tersten kelepçe. Ellerim salınarak ayakkabımla yalınayak çoğu kez. Ben dursam da bacaklarım katiyen duramaz.

Hedefiyle, ki sadece ismini duymuşluktur bu, arasına sis çökmüş bir okun bir yerlere gitmesi ne denli anlam barındırıyorsa beni ilgisine celbetmiş gibi çoktan. Kalanı çölle kaplanmış bir yarım patikanın neresinin nereye nasıl varacağına kafa yormaktan ziyade kum kenarının dibine çömelip bir boş şişeyle kafa bulmak mühim şu an. Şişenle kafan aynı dolulukta olacak. Çalıştırmaya gerek duymadan yalnızca manevra kabiliyetinin paslanmasını zoraki önleyecek eylemlerle yaşamın kırık dalına tutunmak için tedirginliğinden nefret edilen bir çabalama zihninin ön şartı bu.

Saçlarım benim Taksim'dir, rüzgarlarda bir görseniz nasıl da salınır, her biri ayrı telde sarılıp koklaşır. Sakallarımsa bir Mecidiyeköy trafiği, bir curcunadır dış içe dudak dişe yapışır. 


Bense dilimde saçma lakırdım, 
Sırtımda terli tişört ve aşım, 

Omzum üstünde bir göbek düvelek, 
Üstünde kısık gözle geniş gülerek.

Hadi salın oğlum ileri geri sağa sola
Teknen çoktan çatır çatır gayyaya alabora

Yorumlar

Popüler Yayınlar