Ana içeriğe atla

Nitelikli

17

Seni içten çağlayan bir sızıntıyla bugün  Bir halkanın ruhunda karşıladım Hiç beklemediğim bir hayretten doğan Uzun bir vuslattan ancak eren,  Örtülmüş kanımı inişinle dirilten Ucundan dahil olup görünmeyen  Bedenin O mütevazi, o sıcak, o gülümseyen  Heybetin Gönlüme konuşunu anladığım  Tuz damlaları Dolmuş avuç ayalarım  Narin ellerine yâr Değil iki kaçsa da hayat Ruhum malikine hem Hem emanet kıldığına Topraklığımı Tozum duman olana değin Hemhal olsun

lâl

Küçük devirlerin ve sessiz çığlıkların adımlamasının ardı sıra bir dalganın sahile vuruşunun son saniyelerine denk gelmekti hayatı karışlamanın manası. Çünkü bir kış günü üşüdüyse ellerimiz, cebimizden başka yer yoksa ısıtacak, yıllar öncesi bir kokuya hasretsek için için, gözler bir boşluğa dalıp giderdi ancak. Anımsıyorum kendimi çizmişliklerimi de, çizilmeme ses etmeyişlerimi de. Bir taht kurdurup hükümranlığını ilan ettirtecek denli sert oturuşlar biriktirdiğimi sanmıştım içimde. Oysa mayam bir seher vakti beni öpen melektendi. Ama bu düzlem, maya bozdurmak gerektiren bir dergah idi. Görmek istemedikçe inatla hatırlatıyordu kendini bu hayat. İçinde kurduğun nice otağların kazıklarını gevşettirme diyordu poyrazlara.

Yaşam kendi döngüsünde akıp gidiyordu, zaman bir an duraksamadan. Yetiştim derken perondan çıkan köhne vagonlar. Biletimin yanmışlıkları burnumda yer edemedi hiç, girip kalsın istediğim kokular uçup gitti gar çatılarının ardına. Elimde bir kızıl tuttum, istedim tutan ellerim de tutulsun. Sonra çizimine bir toz püskürttü ehil ressam. Bütün bir çizim farklı bir hâle büründü. Açıldı gözlerim Musa'nın yardığı gibi geniş, dilime Ebrehe'nin koca filleri çökerek, bir hâl geldi ki durdum öyle, gitti vagonlar, çizildikçe çizildi beyaz tebeşirlerle kara tahtalara yeni çizgiler, bir kargaşa her bir yandan, nehirlerden atlayan delikanlılar, yeni göçen garip oğlanlar, küçük yanık kokuları ve her bir yandan yükselen "meta nasrullah" nidaları.

Yüzümde bir gülümseme belirdi, gözlerim yerlerinde değilken gelen bir gülümsemeydi bu, tek yana doğru kıvrılan. Üstüme elbiseler biçildi yırtık kumaşlardan, gömlekler giydirildi denk gelmeyen, masama aynı yemişin değişik hesapları konuldu, yüzüme okundu yargıçlarca... yüzüm tek yanda kıvrık kalırken yaşanıyordu bütün yaşanılanlar. Vücudumdan terler boşalırken karın tokluğundan da kısmaya çalıştı amirim. Ben içime büzülerek, her birine bu kıvrımlı yüzümü gösterip geçtim yanlarından. Herkese bir kamçı düşün diye fısıldandı kulağıma, hep kapattım ağızlarını, tıkadım kulaklarımı. Can havliyle elimle kendimi kamçılıyordum. Demişti ya, ben dirimle doğrulurken, işte öyle bir doğrulma çabasıydı kendime bu.

En güzel yemişlerden ısmarladılar tabaklara, hesap defteri benim önüme konuldu. Başımı çevirdiğimde hiç kimseler yoktu. Lâl bir tebessümle ödedim bütün hesapları, garsonun cebine biraz bahşiş, hani o da yesin yenilenlerden diye, elimle sıvazladım saçlarını, ceketimi elimin ucuna, omzumdan sırtıma salarak, yol yürümeye koyuldum. Vakit geceydi ve ıssızdı sokaklar. Gündüzüm gibiydi. Dilimde fillerle salınarak yalınayak.

Küçük devirler aktı önümden, sessiz çığlıkları gecenin, önümde sahile varacağını bildiğim heybetli dalgalar.

Bir kış gecesiydi işte

Ellerim cebimde

Burnum bir kokuya hasret

Yüzümde kıvrık gülümsememle

Gözlerim uzaklarda bir kış gecesi.


 

Yorumlar

Popüler Yayınlar