Ana içeriğe atla

Nitelikli

17

Seni içten çağlayan bir sızıntıyla bugün  Bir halkanın ruhunda karşıladım Hiç beklemediğim bir hayretten doğan Uzun bir vuslattan ancak eren,  Örtülmüş kanımı inişinle dirilten Ucundan dahil olup görünmeyen  Bedenin O mütevazi, o sıcak, o gülümseyen  Heybetin Gönlüme konuşunu anladığım  Tuz damlaları Dolmuş avuç ayalarım  Narin ellerine yâr Değil iki kaçsa da hayat Ruhum malikine hem Hem emanet kıldığına Topraklığımı Tozum duman olana değin Hemhal olsun

Freiheit

Sarı bozkırın kararan yolları,

Elimde sayfaların eksikliği ve yüreğimde yıllar öncesinin bir nüshası. Baş okşatmayı camdan medetlediğim bir kısa serüvenin tohum çatlattığı o andayım. Anlar ki aylar sonra içime bir şeyler döken. Sarı farların ve kara bulutların seranatı eşliğinde ve sararmış tarlaların. Yol sürüyorum. İçime dökülenin kaynağından gözlerimi ayırmadan, ayrılmadan hemen, endişesinden uzak, gidişinden mahzun, ama bir çelik gibi hissiz bir bilinçle kabulleniş, bu kabullenişi kabullenemeyen bir benlik, bu tezatlıkları sus payıyla susturan bir ben, bir dönem. Bir yol. Bir serüven.

Işığı erken kaybolan bu gri diyarın yalnız ufku açık mekanlarında altımda ayaklarımı hissettiğim, dört betonla örtülü küçük dünyamda kendimi köksüz bir ağaç bildiğim, meyveleri yolcularca çırpılan, dalımda kara yazma helallik notları, haram notaların yazarlarınca asılan, her birinin beyaz parşömenlerine ömür bildiklerini nakış nakış işledikleri.

Hoşgeldin mi demeliyim şimdi yine, yoksa yeniden revanlığına katık mı etmeliyim? Kalbi, zihni, harfi, besteyi, noktayı, iğneyi, testiyi. Usulca yaklaşmanı, sessizliğimde kalmanı, dinlenmeni mi dilenmeli ya da? Belki gelip göğ kubbeme, otağını kurup dibine, bir ateş yakıp da zamanı sulamak istersin. 

Kum saatimi çamur edene değin.

Yorumlar

Popüler Yayınlar