Nefes alıp vermenin değirmen çarklarının çıkrıklarla çevrilmesi çetinliği taşıdığı zamanlardı. Küheylanlar şahlanıyordu içimde, çiçekler çürümeye duruyordu. Sevinçten ağlıyordum, sildiğim, acının yaşlarıydı. Geriyordum ağzımı kulaklarıma değin, üfledikçe püsküren içim yaralarının kabuk tutmamış son kanları. Hücrelerim greve çıkmış bir akşamüstü, sabah vitaminlerinde boğuldular.
Tonaj düşünceler düşmez paletinden, makinelerde namüdahil folyalandı. Sözcüklere yeltendikçe yüzüme indi tokatlar. Susunca antikam içinden parçalandı. Elim çevrildi yukarı tabanlarıma inat. Başım dikken indi gözlerim, eğince bakışlarım dikeldi. Konuştukça kelimesizliğim, sessizliğimde naval broşürler.
Kabullendim. Mayalandı pişmanlıklar, defterlerim çizildi, ekildi nevruz tohumları kızgın kumlara, fiyonklar bağladım kedilere, küçüğüme renkli şeker verdim dinsin mızmız yaşları, çocuğumun önüne tebareke, demir yayların mevsimsiz genleşmesi. Cebime elimi verdim, dilime bir ıslık, tarlalara sığınmış güneşin önünde, yüzüme vuruşuna yöneldim.
Benim semtimde cinler top oynamaktadır. Alışır bir akşamüstü tepe esintilerine. Dirildim, bağrı yanık dumanlar üstüne. Şilte kurdum trabzansız fezahata. Üstüm gayrı göktür benim.
Benimsedim. Mavi suların tadı ekşimtraktır bana. Sağlam kayalara varır eştiğim çamur. Çakımla kesilmez çınar. Küme bulutlar ışık saçmaz. Biçtiğim taze kokmaz. Bildim limonum olgunlaşmaz. Yeşil çimenleri ve haddimi.
Çulluk kuşları yuvamı titretiyor. Saniyelerim kaldı ölümüme. Raviler bana hemen bir şeyler fısıldasa. Fısıldamazsa meze olacağım bir yalana. Alıp yüzüme toz koymalılar. Yoksa bavulsuz çıkacağım yolculuğa. Ama bilemem ki belki dudaklarınızın mühründe Raskolnikov. Hayfâ mı demeli paçalı paçavram. Artık çok şey denmemeli.
Yazgımı damgalayan ve karaladığına Retrouvailles. Hortumlardan dökülenleri bilmem nerede toplarsın. Lâkin fenerin gözüme serap olmasın. Bari ışığında uykuma uyandır beni.
Noktamı erdirmeliyim. Bu da benim gözümden fussilet sahiplenişine mamihlapinatapai şaşılığım olsun.
Yorumlar