Ana içeriğe atla

Nitelikli

17

Seni içten çağlayan bir sızıntıyla bugün  Bir halkanın ruhunda karşıladım Hiç beklemediğim bir hayretten doğan Uzun bir vuslattan ancak eren,  Örtülmüş kanımı inişinle dirilten Ucundan dahil olup görünmeyen  Bedenin O mütevazi, o sıcak, o gülümseyen  Heybetin Gönlüme konuşunu anladığım  Tuz damlaları Dolmuş avuç ayalarım  Narin ellerine yâr Değil iki kaçsa da hayat Ruhum malikine hem Hem emanet kıldığına Topraklığımı Tozum duman olana değin Hemhal olsun

İstİâze

Bu diyarın kumları kuru ot tepelerinin üzerinden tozlanır. Bir zerre fırtınası üzerimde. Tipi oluşturan tanelerinin içinden örtünmeden geçince yağan gözlerimden. Akmaktadır çölümün açlığını dindirmek için. Gök bana, ben yere. Yerden göğe asma köprülerden saydam buzlar göçüyor önümden. Dönüp bir bakınca bana eriyip serap oluyorum yola düşmüşlere. Sürü sürü genizlerden çıngıraklı selâ sesleri. Yansıtmaktan öteye varamayıp kurumaya sayılan mecburi saatler.

Sekene malûmatfuruş değer biçildi. Bastığı bir tane olmayı dilemiş. Asırlık dilimler bırakıldı malum mefhum askısına. Kara yemişlerin sofrasında bulunduydu ani. Bir andı. Oysa bir siyah gırtlağın ses tellerinde salınan masum yüzlerin koşuşuna bırakmıştım hislerimi. Sizin o duyamadığım güzel cıvıltılarınız benim buradan kaç kez gözlerimi sulamıştı. Niyeydi bu? Oysa midemi bulduğum çöl dikenleriyle tıka basa doyurmaktaydım. Ya yırtıklığın bezden ibaretliğini âmâna sermendi, ya gerip kızgın zeminde kara bir taştı bu böğrüme. İhtimallerin yalıyarından bırakıp ellerimi, dileyip gevşeterek yumruğumu, düşerek gelmeye hevesimden, düşüşüm bir cenin olma hayaline asılı, korkuyorum bahr-i ahmer dibine benzemekten. Sonra geveliyorum, yuvamı ağızlarıyla besliyor hüdhüdler; içi dışına, dışı içine dönse bakmaya haddimin yetmeyeceği sabır abidelerini, eridiğim yerden yansıyorum kendime, dışım içime, içim dışıma dönse göğün geceye ereceğini. Şems dinince dökülüyorum kendime, senin diyorum, senin miracın nerededir? Ay geceden eksilince, konuşmamıza kalmadığımız yerden devam edeceğiz.

Eksik bitirilen bu cildin okunmasına baştan başlanır mı dediğin gibi? Lâedrî olana dek gözlerim yorulmalı. Çürümek bilmez değil mi bayır çiçekleri? Hem nasıldı, her daim başkalarının bohçasından nemalanacağız, mamafih hikayesiz kalamaz insan. Bize bir ömür hikaye lazım. Bazı kelimeleri, cümleleri katabilmeli kendi sayfasına. Bir çiçeğin hep kuru hem taze yaprağı ile ayraç edilmeli. Peki ya senin dediğin gibi, ne yazsam da geçse kalbimin küsü? Soğuk köprüden inerken önce siyahla kırmaya çalıştım seni, sonra bakamadan bir beyaza yöneldim, yönelmek diledim. Ötelerden zihnime mil çekmiş; say ki öldüm ama bir gün daha verilmedi. Yürürken köprü dibinde dudaklarımdan zihnime düşmüştü. Bazı yazılar icrasından sonra mana kazanırken deyip kalmışlığım. Değdi loş duvarıma yine, muma el tutmanın buruşuk sayfaları temize çekmekle eşdeğer olduğu. Kebâirleri burnumun ucuna konmuş ve hemen uçacak bir sinek gibi görmekten titremeli içim. 

Ey gidi uğruna mevsimlerin solduğu...


Eşeleyip sürüyorlar kiremit toprakları. 
İçimde sallanıyor ömrümün sonbaharları...

Yorumlar

Popüler Yayınlar