Ana içeriğe atla

Nitelikli

17

Seni içten çağlayan bir sızıntıyla bugün  Bir halkanın ruhunda karşıladım Hiç beklemediğim bir hayretten doğan Uzun bir vuslattan ancak eren,  Örtülmüş kanımı inişinle dirilten Ucundan dahil olup görünmeyen  Bedenin O mütevazi, o sıcak, o gülümseyen  Heybetin Gönlüme konuşunu anladığım  Tuz damlaları Dolmuş avuç ayalarım  Narin ellerine yâr Değil iki kaçsa da hayat Ruhum malikine hem Hem emanet kıldığına Topraklığımı Tozum duman olana değin Hemhal olsun

fİrarımsı

Ve sen;

Kış ortasında bir bahar iklimiyle gelen yamaçlarıma. Bir arşın uzunluğunda koşarak yalınayak.

Rıhtımın en derin köşelerinden, deniz dalgalarından ve saç topuzundan Kız Kulesi'nin... Sana haykırıyorum. Dünyanın en uzun caddesinde, ara sokaklara değin;

ben; bir bakışına gülüyorum, bir gülüşüne bakıyorum.

Zerafet timsali gözlerinde kaybolan sokak lambaları. Şiirleri mısralarından utandıran. Kırmızı sosyete halılarını kıskandıran yolunuzda açan kırmızı güller. Turunç kokulu yeşil denizlerde saman sarısı düşüncelerin, ve hislerin, ve baştan başa sen işte.

Şu ileride, akasya ağaçlarının gölgeliğinde bir adam oturmakta karşında. Elindeki kitabın bütün kahramanları beyaz bayrak çektiler az önce. Duyuyor musun? Bir romandan fırladı Karamazov Kardeşler, saçlarını yoldu Polyanna. Cahit ve Cemal Süreya, çay içiyorlar bir masada, gönlünün en derin yerinde kurulan.

Yazdığım bütün kelimeler firara kalkışmakta. Bütün harflerim, cümlelerim bana dair, bilet kestirdiler senin romanına. Yazacak şey arıyorum şimdi sağda solda, orada burada. Bir süratle biniyorum deniz atıma. Dehleyerek dört nala, hendekler aşarak atlıyorum denizi Kadıköy'den Beşiktaş'a; baştan başa!

Gece güneşi en şiddetli tavrıyla yüzümü kızartmakta. Sen şimdi elinde bir dolunayla çıkmalısın karşıma. Bir işaret, bir imza atmalısın ruhuma; eteğindeki Nimbus bulutlarıyla bir yıldırım gibi düşmelisin aklıma. İçimi aydınlatmalısın, bir iz bırakmalısın taşıyacağım bir ömür yanımda. Gök gürültülerinle susturmalısın sensizliğimi, cennet bahçenin en tenha köşesinden bir serenat sunmalısın bana.

Yaz mevsiminde üşüyenlere, kışın açan kardelenlere ve menekşe kokularına, ve sana... Duyun, doyurun, dindirin ruhumu. Bu yol yürüyen daha yolun başında. Bir çöl soğuğunda yanmakta. Yazın odun yakmakta, dört mevsim tek bir iklim aramakta. İklimini sun bana.

Dünüme, bugünüme ve yarınıma ...

Yorumlar

Popüler Yayınlar