Ana içeriğe atla

Nitelikli

17

Seni içten çağlayan bir sızıntıyla bugün  Bir halkanın ruhunda karşıladım Hiç beklemediğim bir hayretten doğan Uzun bir vuslattan ancak eren,  Örtülmüş kanımı inişinle dirilten Ucundan dahil olup görünmeyen  Bedenin O mütevazi, o sıcak, o gülümseyen  Heybetin Gönlüme konuşunu anladığım  Tuz damlaları Dolmuş avuç ayalarım  Narin ellerine yâr Değil iki kaçsa da hayat Ruhum malikine hem Hem emanet kıldığına Topraklığımı Tozum duman olana değin Hemhal olsun

gece saklambacı

Kelimeler... Vefasızsınız biraz. Gün boyu zihnimin bütün köşelerinde kurulup meşgul ediyorsunuz kendinizle. Gece oturup dertleşmek istediğimde ise kaçıveriyorsunuz. Bir başıma kalıyorum kalem ve sayfalarımla. Arayıp bulmak istiyorum, bütün köşelerime bakıyorum yoksunuz. İçimdesiniz biliyorum, yoksa böyle kasılmaz bir beden. Bu gözler bir duvarı bu denli incelemez.

Akıp gidin rahatlatın beni lütfen. Loş bir masa lambası mı bekliyorsunuz, yoksa bir müzik mi beklentiniz? Saklambaç oynamak mı dileğiniz? Bir anda ansızın sobelemek beni. Bakın gece oldu, eve çağırıyor uyku, hadi çıkın köşelerinizden, bitsin bu oyun. Yoksa geceyi mi bekliyordunuz? Sizler beni gecenin bir yarısında ansızın korkutmak istiyorsunuz. Bir anda içimden dökülmek bekliyorsunuz. Gecenin hangi yarısında saklanıyorsunuz? Uykuya söyledim gecikeceğim. Hadi çıkın artık köşelerinizden. Artık siz değil, ben saklanayım sizden. Siz arayın, siz bulun, siz sobeleyin beni aniden. Ve siz yazın beni, ben döküleyim bu sefer.

Sevgili gece, seni seviyorum, sen vefalısın. Her gün gelir tepeme dikilirsin. Ben seni görünce hemen çıkarım saklandığım yerden. Eteklerinin yamacında bir oraya bir buraya yürürüm. Seninle sigara içmek ayrı güzel. Seninle dertleşmek ayrı güzel. Seninle yürümek ayrı güzel.

Sevgili gece, kelimelerim yaramaz bilirsin. Demin kaçıp gittiler. Bugün baş başayız. Dokunmak, sevgili gece. Dokunmaya korkuyorum. Dokunmak derken hani, sen zaten bilirsin beni, bir tebeşirden bahsetmediğimi. Hislere dokunmak, bir yüreğe dokunmak. Neden bilmiyorum, ama sanki rahatsız edecekmişim gibi gece. Küçük bir dokunuşla inşa edilmiş veya edilen bir şeyi yıkmaktan korkuyorum. Biliyorsun, küçük bir tebessümün ölümü benim yüzümden olmamalı hiçbir zaman. Bir hayâl, bir beklenti benimle yıkılmamalı. Ben üzerim kendimi, ben üzülürüm kendime önemli değil. İçim çoktan köhne bir Balat evi. Yalnız Bir Opera'daki gibi, çok oldu eksileli.

Sevgili gece, bir kahve daha koyayım bekle. Mevzu derin, sakın bir yere gitme. Dokunmak diyordum. Ben sadece kendime dokunmaktan çekinmem. Bir de Marmara denizine. Deniz taşlarına, sahillerine, küçük kaya parçalarına. Ve şiirlere. Deniz biraz uzakta şimdi. Ve sana. Bir de kar kürelerine.

İşte böyle gece, ürkütmek istemeyişimdendir dokunmaktan vazgeçişim. Üzmekten nefret edişimdendir kendimi üzmelerim. Ve saklambacı sevmeyişimdendir oyunu erken bitirişim. Bak bitirdim, geldim, seninleyim, bir kahveyi aynı fincandan içiyoruz, bir sigarayı beraber otlanıyoruz.

Dokunmak diyordum sevgili gece, bir dokunmakla bir terazi kefesi ve bir dengenin sonsuz yitişi. Anlıyorsun değil mi? Bu yitiş ile benim baştan sona bitişimi. Bu sebeple, küçük bâkir bölgelere ve bütün özellere, her şeye ve herkese uzak durmak belki de. Ben kelimelerimle, belki saklambaç belki körebe, bir başıma kendi köşemde. Ama dokunmak, yıkmak, üzmek, öldürmek benlik değil.

Teşekkür ederim sevgili gece. Benimle her gün konuştuğun için sessizce. Sessizce dinlediğin için her gün beni. Uykuyu sinirlendirmeden gideyim. Yarın yine gel. Çağırmadan geldiğin her gün gibi. Ben odama saklanayım yarın yine geleyim. Belki kelimelerim de çıkıp geliverir. Bitirdiysen fincanı alayım. Ay ışığına ve yıldız çocuklarına selam söyle. Ben gözlerimi yavaştan kapatayım.


Yorumlar

Popüler Yayınlar