Ana içeriğe atla

Nitelikli

17

Seni içten çağlayan bir sızıntıyla bugün  Bir halkanın ruhunda karşıladım Hiç beklemediğim bir hayretten doğan Uzun bir vuslattan ancak eren,  Örtülmüş kanımı inişinle dirilten Ucundan dahil olup görünmeyen  Bedenin O mütevazi, o sıcak, o gülümseyen  Heybetin Gönlüme konuşunu anladığım  Tuz damlaları Dolmuş avuç ayalarım  Narin ellerine yâr Değil iki kaçsa da hayat Ruhum malikine hem Hem emanet kıldığına Topraklığımı Tozum duman olana değin Hemhal olsun

küçük adam

Bak çocuk,

Küçük sazlıklardan sızar gün ışıkları. Esintilerinde süzülürken rüzgarların, tatlı bir meltemle kavrulur avuçların. Küçük tatlı gözlerin çocuk, bir gün büyür de buğulanır. Çıplak ayaklarınla koş şimdi dağları ovaları. Bir bulut üstünden bak renkli dünyana. Uçurtma çıtalarına, uçan balonlara tutunarak uç yamaçlara. Çırpı sapanınla avla yedi cüceleri, peri masallarını.

Dinle çocuğum; sen henüz doğmadın, göl kenarında tabiat ananın sularında kaçırdın kiremit gemilerini. Arkalarından koşarak büyürsün çocuk. İlk vedalarını, yarısı kırık bir cam arkasından yaşarsın. Plastik topun patlar savruk bir kurşunla. Gözünden akan ilk su daha inemeden yeryüzüne, uğurlanırsın gri bir gökyüzüne, mavisiz coğrafyanda.

Güzel yavrum. Küçüksün yüzünde yıllar eskittiğin titrek çizgili tenin. Toza toprağa bulanmış yüzün, gördüklerinle çamurlaşmış çoktan, toprağında. Bahçende topaç çevirme çocuk, çevirmesin seni barut kokan canavarlar. Bir kurşun ağırlığında secde dur duvar dibinde, senin en güzel köşende, eski evinde, birazdan cennet bahçende.

O duyduğun sela değildir çocuk, dünyanın en güzel musikisidir coğrafyanda. O gördüklerin çocuk, sevinç gözyaşlarıdır insanların, omuzlarında küçük tahta kulübeleriyle. Birazdan bir oyun oynayacak kocaman adamlar. Sobelemen için arkadaşlarını, tahta kulübeleri toprağa saklayacaklar. Ama Kubbet'üs Sahra duvarlarından değil, kevser kenarı sonsuz gölgeli bir ağaç arkasından sobeleneceksin çocuk, çıplak ayaklarıyla kahkahalar atacaklar sana koşarak.

Sapanını hazır et çocuk, çekirdeksiz nar ağaçlarına konan ebabilleri avlayacaksın haznende kocaman yüreğinle, birazdan. En temiz hâlinle çocuk, yapışkan bir çamur banyosundan ve Kudüs toprağı bedeninle, burnunu annenin eteklerinde sileceksin. Tahta kulübesinden çıkmış çoktan, gözlerini sil çocuk, birazdan babanı otuzüçünde göreceksin. Gözyaşların buhar olacak cennet atmosferinde çocuk, irem bahçesizliğinden geçtin, artık ebediyen güleceksin...

Ve göreceksin,

Küçük sazlıklardan sızar gün ışıkları...

Yorumlar

Popüler Yayınlar