Ana içeriğe atla

Nitelikli

17

Seni içten çağlayan bir sızıntıyla bugün  Bir halkanın ruhunda karşıladım Hiç beklemediğim bir hayretten doğan Uzun bir vuslattan ancak eren,  Örtülmüş kanımı inişinle dirilten Ucundan dahil olup görünmeyen  Bedenin O mütevazi, o sıcak, o gülümseyen  Heybetin Gönlüme konuşunu anladığım  Tuz damlaları Dolmuş avuç ayalarım  Narin ellerine yâr Değil iki kaçsa da hayat Ruhum malikine hem Hem emanet kıldığına Topraklığımı Tozum duman olana değin Hemhal olsun

arz-ı hâl

Kanatsız meleğim;

Bütün nitelendirmelerden daha güzel geliyor bu ifade bana. İsminden ve doğurmuşluğunun getirdiği nitelendirmelerden uzak durmaya çalışıyorum on senedir. Kanatsız dediğime bakma, bilemiyorum ki şu anda nasıl güzel görünmektesin. Kâinatın bütün meleklerinin o vasıflandırdığımız mübarek kanatlarını yüreğinde taşıdın tam kırk sene. Bense sadece onbeşine rast gelebildim.

On sene sonra ilk defa bu denli yoğun bir hissiyatla gözlerimi açtım bugüne. Sanırım bunca sene ilk defa bu denli ihtiyaç duyuyorum sana yeniden. Hani yaşım gibi değil, ilk onbeş senem gibi bir susuzluk bu. İnsan bazen sadece susmak ve başını kucağına koymak hasreti çekiyor. Kirpiklerinde biriken tuz damlalarını eteklerine silmek istiyor.

Senden sonra da eğitim hayatım çocukluğumdaki gibi başarılı oldu bugüne dek. Ama onun dışında yolunda giden pek bir şey olmadı. Bir harp veriyoruz hâla devam eden. Her yaşımda, bu hayatın daha da zor ve karmaşık bir hâl alabileceğini öğreniyorum. Bu acı tecrübelerimin her birinde senin ellerini ve göğsünü arıyorum. Bir akşam namazı sonrası kucağına oturup tesbihatına eşlik ettiğim ve zikrini göğsünden dinlediğim çocukluk anım beliriyor birden gözümde. Tarifsiz bir özlem duyuyorum ve böylece dalıp gitmiş oluyorum senelerce.

Bazen durup durup utanmıyor da değilim. Ya diyorum, yirmibeş yaşındasın; biraz bağımsız ve tek başına dimdik direnebileceğin hayat eşiğindesin sen. Ama şimdi sen olsan, ki varsın biliyorum da hani olsan işte, ben her üzüntümde ve her neşemde sana koşsam yeniden. Yaşım büyüdü, ruhum hep seninle olduğum yaşlarda kaldı. Bundandır dıştan diri görünüp içimin yetimliği. Eksikliğim bundandır.

Günün kutlu olsun meleğim. Şu sıralar biraz uzağım toprağına. Ama yeniden gelip dikileceğim bütün haylazlıklarımla karşına. Yazı bekliyorum. Ben yine baş ucuna gelip mırıldanmalarımı arz edeceğim sana. Çiçek getiremeyeceğim. Gerçi olsan da getirmezdim, sen de istemezdin. Senin oğlunum neticede, bilirsin, dışım babama içim sana çekmiş. Bir çiçeği toprağından ayırıp öldürmek bizim işimiz değil evet.

Bugünlerde her zamankinden daha çok ihtiyacım var gibi sana, hissediyorsun, biliyorum. Dolaştığın misk kokan iklimlerinden ve semalarından bana da uğra biraz lütfen. Hem dedikodu yapmıyorum sen hep ve direk uzaklaşırdın çünkü. En azından gel hülyalarıma. Biliyorum havalar soğuk ve parçalı bulutludur içyüzüm. Ama sen alışıksın kapkara iklimlerde güneş gibi parlamaya. Gel ısıt biraz beni de. Bulutlarımı dağıt semalarımdan.

Hediyem, çocukken bana verdiğin en kıymetli hediyedir. Yazımı noktalayınca kapağını açıp okuyup üfleyeceğim semalarına. Umarım en güzel haliyle postalanır bahçene. Eksikleriyle kabul et. Emanet sahibinin yanındasın zaten. Ama yine de Allah'a emanetsin.

Bir kevser başı kokuna yeniden sarılmak dileğiyle;

Seni çok özleyen;

İlk göz ağrın..

Yorumlar

Popüler Yayınlar