Ana içeriğe atla

Nitelikli

17

Seni içten çağlayan bir sızıntıyla bugün  Bir halkanın ruhunda karşıladım Hiç beklemediğim bir hayretten doğan Uzun bir vuslattan ancak eren,  Örtülmüş kanımı inişinle dirilten Ucundan dahil olup görünmeyen  Bedenin O mütevazi, o sıcak, o gülümseyen  Heybetin Gönlüme konuşunu anladığım  Tuz damlaları Dolmuş avuç ayalarım  Narin ellerine yâr Değil iki kaçsa da hayat Ruhum malikine hem Hem emanet kıldığına Topraklığımı Tozum duman olana değin Hemhal olsun

sİnek

Bir ben çektim sigaramdan, bir gökyüzü.
Rüzgarıyla savurdu küllerini.
Mayıs sonu,
Yaz arefesi.

Önceden yazmışlığımdan mı devam etmeli, yeni bir mürekkep mi dökmeli, bilemiyorum. Tıpkı iki haftadır bilemediğim gibi. Bildiğim yalnız, kuracağım her cümle şimdi, soru işaretsiz. Soğumuş bir cesedi gezdiriyorum ayaklarımla dik tutup. Nasıl diyorum, nasıl kanı bu denli bozuk olabilir bir kara sineğin. Kaç farklı damardan ah çektin içine. Bu denli vebali nasıl kabul etti bünyen. Kanatların seni kurtarır mı zannettin. Dışarıda uçmayı özgürlük bildiğin yalan dünyan uğruna zehirledin kendini. Vızıldayışını zafer narası sandın. Farketmedin.

Çıksam karşına ve bildiğim her hakareti sarf etsem utanmaz yüzüne. Bilirim ki sözlerime ve bütün argo harflerine değmez benliğin. Kurnaz yaşamına saf düştüğünü sandığın bizler, bil ki yeni yetmedik ve az eskitmedik tekerlekleri. Susmuşluğumuz acizliğinin farkında oluşumuzdandır. Bir dudak mırıldanmasına değmeyişindendir ödsüz karakterinin.

Şimdi alışık olduğumuz yerlerimizden yeni ve yabancı oksijenlere alışmaya çalışıyor ciğerlerimiz. Hiç olmamışız gibi. Yeni bir cangıla bırakılmış gibi. Batı medeniyetine erken bir kürtaj doğumuyla gelmeye zorlanıyoruz. Sis kokan yollarımıza zehirli dumanlarını katmışlığına taze bir direniş başlatmaya çalışıyoruz.

Kurnaz ve zeka göstergeleriyle zorladığın beynin küçük oysa. Ne kadar dolu olabilir küçük dünyan. Ne elde edebileceğini hayal ettin ki feragat ettin yastığına baş koymanın verdiği şükür ve gönül ferahlığından. Bir masaya meze olamayacak denli bozulmuş bir ottun zaten bu dünyada. Ya anavatanından, çamur fabrikandan da mı çekinmedin. Çamurdan peydahlanmış bedenini kabul mu edecek kara toprak. Ah vızıl vızıl vızıldayan. Akıl etmedin.

Bir perdede kıstırırlar seni de. Vızıldayışının kâr etmediğini anlarsın kanatların koparıldığında. Bir camdan silinirken artıkların, kavrarsın vızıldasan da vurulacağını. Bir sineksin sen, bir sineklik canın. Kaderinden mi kaçacaksın. Karakterinin gereğine mi isyan bayrağın.

Her gün yeniden başlamak, doğan her güneşe yeni bir umutla uyanmaya çabalamak yükü yükledin omzuma Rabb. Bilirim ki yüküm aşmaz kütlemi. Kefili Sen'sindir. Boynum incedir karşında. Uzunlamasına yatar, yataylamasına tökezlerim yolları. Kabulümdür. Kudretinden nemalandır sen yeter ki. Alıştır beni hayallarimin erozyonuna. Kabullenişimi kolay kıl. Etim kemiğim ben; Sen'indir yalnız. Susmaksa payıma düşen. Sustur beni bir süredir sustuğum gibi. Bu bir infilaksa, kusurlarımı bağışla ve dindir yangınlarımı.

Anladım ki, 
Kanattan kıymetsiz bir arşın ömrü aşacağım karış karış
Öyleyse süz beni, 
Huzuruna mayala
Acılarımla pişir
Rahmetine karıştır.


Yorumlar

Popüler Yayınlar