Dünyanın bütün dillerinde aynıdır sevgi, bir çocuk gülüşüne karşılıksız kalınamayan. Şefkat ve merhametin gözlerden okunması aynı şive, lehçe, aksan, dilin aksedişidir.
Tasavvur hâlindeki gayedir mefkûre. İlim ister suretinden doğumuna. Adım adım yine. Tahayyül etmeli önce, tasavvuruna kavuşana değin. Çünkü hayal ederek yaşar insan, Yahya Kemal deyişiyle. Ve taakkul akabinde. Bilinçle doyurur ancak karnını. Mutmain olana değin. Mutmain olunca tasdik de etmiştir. Sonra bu kalın boyun, kıldan incedir huzurda artık. İz'an dır bu. Kalp ve zihin bir yastıkta kocamak yolundadır. Ardından güç kuvvet yol yürüyen ayak tabanlarına. İltizama erişmek, taban dikenlerine aldırış etmemektir nitekim. Ve işte itikad, çölün yeşilliğe çaldığı ayrımda beklemektedir sana kucak açarak.
İnsan, yaşanmışlığıyla demlenir içinde, hisleriyle özüne bulanır, görmüşlüğüyle yoğrulur, geçirmişliğiyle mayalanır.
Vicdan sahibi. Zihne vazife kıldığın marifetullah. Ah tanıdıkça daha da aşık olunası. İradem yoluma imtihan eylediğin ibadetullah. Vursam ya alnımı yerin en dibine. Kaldırmadan bir ömür geçirsem. Hissimin susuzluğuna kevser sunacak muhabbetullah. Gönlümü seninle hemhal eylesen. Dindirsen boğazımın çöl kuruluğunu. Kalp ve ruhun inceliğini kıskandığı Latife-i Rabbaniye. Vazifen, bu gözleri masivalıktan sıyırmaktır, sade görsem müşahadetullah. İşte en güzel rengi kâinatın.
Kadifemsi dokusu bamtelinin titrek kenarı. Arka koltuktan kucaklayan bakışların, yavrusunda himayesini sürdürmek isteyen ana şefkatin ve fakat içten fethedilişi surları yıkılmaz bir kalenin. Sen, çaresiz göğün limanlarına sığınmalısın artık.
Görmek, nasıl sıyrılacak masivalıktan. Seyr-i ilallah önüme gelesi. Seyr-i âfâkî ve seyf-i enfüsî arasında mekik dokumak sanatı. Seyr-i fillah, kalksın nûrdan perdeler artık aramızdan! Bir zamandı. Yükseldi birisi. Yükseldi ve kaldı orada, gördüklerinden dönemedi. Uzlet velisi. Abiddir işte o, yalnız kendini kurtarır. Bir zamandı yine. Yükseldi birisi. Yükseldi, görmesine rağmen kalmadı, dönebildi. İrşad velisi. Alimdir işte o, kendinden geçer, kurtarmaya soyunur. Bundan ölümünde alemin üzerine atılır toprak.
Yeşil, tabiatta bir çimende bulur benliğini, bir yaprağa sarılır, yosun kokusuna karışır. Sende, göz çukuruna gömülmüş mercan bakışlarında saklıdır. Mavimtraklığıyla doğayı kızartan. Ki bu, yansımalardan bakışmaların dudak kenarlarına doğurmasıdır.
Erbain sedirinde diz çökmek. Huzurunun her makamında yıkanmak. İmanda çivile tabanlarımı. Marifêt çürümüş zihnime. Gönlüme muhabbetin.
İşte o zaman tutacak mayam.
Ruhum zevkinin tadına varacak.
Yorumlar