Ana içeriğe atla

Nitelikli

17

Seni içten çağlayan bir sızıntıyla bugün  Bir halkanın ruhunda karşıladım Hiç beklemediğim bir hayretten doğan Uzun bir vuslattan ancak eren,  Örtülmüş kanımı inişinle dirilten Ucundan dahil olup görünmeyen  Bedenin O mütevazi, o sıcak, o gülümseyen  Heybetin Gönlüme konuşunu anladığım  Tuz damlaları Dolmuş avuç ayalarım  Narin ellerine yâr Değil iki kaçsa da hayat Ruhum malikine hem Hem emanet kıldığına Topraklığımı Tozum duman olana değin Hemhal olsun

Suyun Ademİ

Kendi nehrimde yıkanıyordum bir zamanlar. Bilmenin doğumdan kaderime yazıldığı bir yerdi. Suyunu debisini kuytusunu bildiğim maviydi, benimdi. Dilediğimde saçlarımı dibine daldırdığım, dilediğimde yüzeyine serdiğim berraklığının. Gönlümce yüzdüğüm, kenarlarına kaleler ördüğüm. Güneşin aksedişlerini ezberlediğim, yetişen bitkilerini, yosun yeşilini, medcezir vakitlerini..

Bir gün, çok ilerlere gittim yüzerek, ta bitimine. Denizi gördüm. Duymuştum önceden fakat ilk tecrübemdi. Denemek vakti diye fısıldanmıştı, artık buranın alfabesini öğrenmelisin. Suyun rengini, derinliğini, dalgalarını, gün ışığı yansımalarının her dakikasını.. tek tek deneyimlemelisin, ki saçını daldırman, yüzeyine sermen, yatman, uyuman, buraya aittir artık. Benim değildi, ait olan bendim bu sefer. Ve ben nehrin bitiminden büyük deryaya attım ilk kulaçlarımı.

Suyu tuzluydu, farklıydı. Nehrin kokusu yoktu, değişikti mavisi. Yüzerken acımasızca vuruyordu dalgalarını suratıma. Yüzeyine yatırdığım saçlarımın altı karanlıktı, yoktu berraklığı. Sahilsizdi kaleler örmek için, medcezirini görmeye yoktu kıyısı. Yosunların rengi derinlerde belirsizdi. Aksedişini ezberlemeye gerek duymayacak denli yoktu gün ışığı. Bilmenin kaderime sonradan konan satırlarıydı. Bilmiyordum nereden çıkacağını su yılanlarının.

Çok ilerlere gitmişim yüzerek, kendimden bile ileri. Bir anda sonsuzluğa vardım, istemsiz. Gri alabildiğince. Deniz bitmişti, kırıp geçiren bir fırtınayla savrulunca anladım, şimşek çakınca başımda taze. Bir yeni ağrı saplandı gönlüme, dumanı üstünde. Fısıldandı sertçe, okyanus burası alfabesiz, yüzsen de çıkılacak bir bitimi yoktur artık. Dalgaları yutar bir kenti, göreceğin su yılanları değil, canavarlarıdır. Saçından tutup çekecekler daldırsan veya yatırsan. Yeşili yosunun, yeryüzünün dibindedir. Göremezsin de karanlıkları. Artık her şey daha da acımasızdı yalnız yol yorgununa. Satırlarına eklenen yeni cümlelerdi bilmek kaderimin.

Yorulmuşum ya artık;

Kulaç atmayı bıraktım taze. 
Anlamsız artık gri tonunda.
Üşüşecekler birazdan,
Sonsuzluk evreninde,
Diş etlerimden yayılan,
Taze kan kokusuna.

Kumdan kaleler...
Vakitleri medcezirin ah,
Debisi mavilerin... 
Berrak yosun yeşilleri
Kuytu hep şimdi 
Benim haricim

Defter ya bu,
Gelmiştir son cümlesi
Belki artık kaderimin
Okyanusa açılmadan,
Nehrime dönüş vaktinin.

Yorumlar

Popüler Yayınlar