Ana içeriğe atla

Nitelikli

17

Seni içten çağlayan bir sızıntıyla bugün  Bir halkanın ruhunda karşıladım Hiç beklemediğim bir hayretten doğan Uzun bir vuslattan ancak eren,  Örtülmüş kanımı inişinle dirilten Ucundan dahil olup görünmeyen  Bedenin O mütevazi, o sıcak, o gülümseyen  Heybetin Gönlüme konuşunu anladığım  Tuz damlaları Dolmuş avuç ayalarım  Narin ellerine yâr Değil iki kaçsa da hayat Ruhum malikine hem Hem emanet kıldığına Topraklığımı Tozum duman olana değin Hemhal olsun

soru İşaretlerİ

Beyazla sessizliğin doğumunu bekliyorum. Bu geceler bir türlü güneşe eremiyor. Kelimeler boğazıma dizilmekten öteye gidemiyor. Bu nasıl bir yaradılıştır ki içinde âdemin binbir türlü halini tezgahlardan defaatle geçirip durur da durultmaz içini. Bu cismaniyeti toprağa karıştıran en büyük imtihanımız. Soluk alışverişleri niyedir erdiremezken bir sona nefessiz kalmışların? Burası böyle midir, böyle mi gidecektir, nedir? Çıkmazsa elime tutuşturacağın dirhem nerededir?

Derim çentiklenerek devam edenlerden miyim, üstüme bir çizgi çekilmişlerden miyim, nelerdenim, neyim nedir özüm, sarkık sallanan bir avare miyim? Büzülmek midir her daim öldürmek midir ellerimizle içimizi? Bize renkler caiz değilse bu sadeliğimiz saydamlık mı yoksa nârın filizlerinin bekleyişi mi altlarda? Pişeceksek bu yüreği titrettiren nedir, bilmiyorsak kendimizi, kaybolmuşsak bir diyarda, kaçırmışsak sürümüzü, kırılmışsa değneğimiz, bir akşamüstü müdür beklediğimiz, mâna, mahzun ve çaresiz köye inmemizde midir? Bayırın ortasında bir başına, emaresiz bir düzlükte nereye yürümeli, varsa gözlerimizin dibinde dinmek bilmez bir sis? Otursam bağdaşlayıp, koyup avucuma çenemi ıslıklasam, fiskelesem iki üç taşa, dumandan çıkıp tekme tokat yer miyim? Seninsek ve verdiysen bu kan kaynağını, bunun dili nedir, nerededir kessem kesilmesini hiç istemediğim? Bu kaynağın kollarında akıyorsan, esbabını bilensen, neden bu sülüğün fısıltıları kulaklarımı gıdıklar?

Bu sessizlikleri bana yapıştırdıysan, cismaniyeti toprağa erdirmiyorsan değer değmez, bendeki sır nedir? Kızıllıkların kucağında mevsim kokularının ve beyaz aksinin ocağında bir serap ile yolunda yüzümü sürte sürte, yüzerek derimi yol boyu yerde, kaynağıma ermek midir ya da bir siyahtır tepemde gündüz gece, habersiz cisimlerin toza temasından, algısız bir eklem hareketi, bitkiler gibi sabit kökü, durup bir içinde zifirin, kırılmışlığıyla emanetin, girene değin özümle gerdeğime? Oturmakta mıdır keramet kalkmak dilerken uyuşmuşsa ayağım, direyerek dikilip, belki öyle beklemek gidişini, görmek nasibim yettiğince, sonra adım ile güneşe bir ışıltı ani, tükenmeyene değene değin tabanlarım?

Benim ederim nedir?

Heybeme bilip aklım ermediği habersiz desem korkumla, doldurulanla düşünce şehre, giderekten tane tane, ıslanınca kumaşım, dolanınca direklerim fark ederek fark edemeyişlerimi, oturulacak yer neresidir desem korkumla, gölge midir yoksa en kızgın yeri midir bu serap çöllerin? Yürüsem dolanmışlarımı dolandıran zahiri manevi bana engel desem korkumla, tırsarak katetsem bir şekil ama yolu yolcuyu bilene ne izah edilir? Bu sessizlik benim boyun eğmem, kanlıysa şayet diri ve ıslak, bu sülüğün boynunu vurdurmak güzel cellatlarına, alsam beni emrime amade. Ölürken sızmış olacaksa bulutlarımdan hüzmeler, hüzmelerine sürünecek yüz de ver, değdir canı toprağa ani, nur dolsun nurbaki, çıksın yerlerden filizler, baş versin tohumlar, büzüşmekten beyazla, yazılmışsa sağıma soluma, ötede özümden eski, sil çizgimi, yine alıkoyma beni. 


Yorumlar

Popüler Yayınlar