Ana içeriğe atla

Nitelikli

17

Seni içten çağlayan bir sızıntıyla bugün  Bir halkanın ruhunda karşıladım Hiç beklemediğim bir hayretten doğan Uzun bir vuslattan ancak eren,  Örtülmüş kanımı inişinle dirilten Ucundan dahil olup görünmeyen  Bedenin O mütevazi, o sıcak, o gülümseyen  Heybetin Gönlüme konuşunu anladığım  Tuz damlaları Dolmuş avuç ayalarım  Narin ellerine yâr Değil iki kaçsa da hayat Ruhum malikine hem Hem emanet kıldığına Topraklığımı Tozum duman olana değin Hemhal olsun

zebercet

Bırakma, sakın! Eline dökülmüşle gusletmeden sakın bırakma. Devir, terle dikilenleri söküp almak isteyen bir canavar. Heves ve hevâna göz koyana sağlam dikil, yansın için, düşsün dibin ama yılmak eyleme. Bilirim meltemler rüzgar, rüzgarlar fırtına, fırtınalar tufan, sert ve haşin, garip bir devir. Vesvese fısıltılarını uzaklaştır üfleyip, tıka kulaklarını, yere kapan ve süsle alnını. Uyuştuysa bacakların, kır dizlerini bağdaş getir, elini değiştirip diz taneleri.

Ilımanlık uzak köylerde kaldı, soğuk ve tipi evlerimizin her bir yerinde buzul sarkıtlar döküyor. İçini yazdırtılanla ısıt, okutulanla indir sekineni. Fereçlen, mahreçlen, tasdiklet gönlüne mutmain eyle kendi çeperlerini. Yol uzun, yol derin, yol patika. Buranın bütün yolları hep uzundu, uzun olacak her vakit. Boynumuz eğik, yüzümüze ışık vursun diye çarpık kırık adımlarız.

Ne çetin bu payımıza düşen cevizler. Kuşlar tepeden salınca utanıyorum ellerimden. Süzülünce şöyle bir, içim süzülür. Akıyor nehirler, yapraklar veda ediyor bu mevsim, sararıyor yeşiller. Vazifelerini eda eden zarif acizleri görünce ve aklıma düşünce eski bir komünist, sonra ha bir gayret vira dememek ayıp kalıyor. Nefes alıp dalıyorum tıkanık, yüzeye varınca bir arpa boyu oysa. Arpa da olsa bir boy diyebilmek, işte öyle basit değil diyebilmek. Varsa ciğerinde bir devrim kokusu, tam çıkarmak zamanı meydana.

Aman deme, sakın! Yamandır amanın sonu. Sükut et, küçük bir adım et, duymadan ruhlar, arpanı cebine katık et. Usul usul devam et, metanetle sabret, sessiz, sakin, kocaman ve hafif. Kendini hissetmeden devir geçir günleri. Pişmişlerimize soğuklar dökülüyor. Sırtımı göremem artık, garbımda nice karanlıklar dönüyor. Gözüm sade önümde, makro bir görüş açım. Elim sade limitlerimi yokluyor. Güzel anlar birikmiş haznemde, bak orada bugün güneş yine kızıla boyuyor.

Vakur bir duruşla kendini tavaf edenlerle kol kolayız. En önde bütün çakılları ben göğüslemeliyim. Benim yüzümden akmalı kızılcıklar sıcak sıcak. Benim saçaklarım yapışmalı dilime. Yaşlar alnımdan da yine benim dökülmeli. Bu girdap, bu sinek kanadı, bu tartılmaz sikke benim ayağımla ezilmeli. Siz, boğazınıza değin dolmuşken ben açlıktan taş kaynatıp çocuklarıma, göbeğine taş bağlatılanların öpmeli ayaklarını, karnıma taş bağlayıp yollara düşmeliyim.

Halis niyetiyle hemhal olanın kaderine güller düşsün. Muhlis olanın zihninde yeşersin taze kokulu filizler. Dişi sivrilerin bıçakları dilimizde körelsin. Sen ki hem ebed hem ezelsin. Vücudumuz büzüşsün ki yüreğimiz dikelsin. Melanetlerden ırak bizi, kumdan ayıklanmasın zerremiz.

Bırakma, sakın!

Yorumlar

Popüler Yayınlar