Ana içeriğe atla

Nitelikli

17

Seni içten çağlayan bir sızıntıyla bugün  Bir halkanın ruhunda karşıladım Hiç beklemediğim bir hayretten doğan Uzun bir vuslattan ancak eren,  Örtülmüş kanımı inişinle dirilten Ucundan dahil olup görünmeyen  Bedenin O mütevazi, o sıcak, o gülümseyen  Heybetin Gönlüme konuşunu anladığım  Tuz damlaları Dolmuş avuç ayalarım  Narin ellerine yâr Değil iki kaçsa da hayat Ruhum malikine hem Hem emanet kıldığına Topraklığımı Tozum duman olana değin Hemhal olsun

BEYNE'L-HAVF VE'R-RECÂ

Önümde bir erguvan mevsimsiz açtı, yanında bir salyangoz ölü durdu. Siyah halkalı doğal uzvuyla bir sarıya kondu, bir beyaz kuyu kenarında yapışık bayılırken bir diğeri. Bana bizden geçtiyi bağlarken çocuk ruhlar, kahkahalarla en güzel oyunlarındaydılar. Toprağından söktüler demin bir demeti, ötede can suyuyla boy abdestine durdu yeni yetme ergenler.

Bir şal ardından semaya baktı buğulu, içeride renkli tabaklarda mezeler sunuluyordu. Ney üflendi ruhuna mayhoş mayhoş, ötede bir kadehle dünyaya veda merasimi tertiplenirken.

İçi titreyerek bir şeyler mırıldandı cenin, gülümserken gözleri terliyordu. Somurturken bir çehre, şeb-i arusla çoktan kıpır kıpırdı yüreği. Yusuf dipsiz bir kuyudaydı ağzı semanın en güzel bahçesine bakan. Masalarda leziz çeşniler sergileniyor, gözler kabarıyor iştahla, bir göz yedi uyurların koynunda ömrünü doyururken. Eneyi fenâfillaha devşirirken zayıf sakallı, badem yüzsüzlüğüyle ismini anıyordu sinek kaydı zifirler.

Sonra böyle sürdü gitti kervan. Kimisi devesinde kimisi sürünerek, erzak ile kimisi, kimisi çırılçıplak çölleri. İçinden Harun kokuları yayıldı kiminin, Karunlar kutsiyetle cirit atarken.

Ben yüzüme dökülen asırlık bir çınar, kanımdaysa deli dopingler. Sahnesinde ömrünü okuyanları kulağıma katık ederek, semahımı dürüst yapmaya yeltenerek. Avuçlarım toprak koksun diliyorum, toprak dolsun gözlerime. Karnıma zülfikar saplanıyor, yüzüm yanıyor soğuk iklimlerde. Ben bir kızarıyorum, gökte gülmekten karınlarına ağrılar giriyor zümrelerin. Zümer diyorum Zümer, gözleri yaşarıyor sahnemi gözleyenlerin. Omuzlarımda iki melek, yazıp silmeye eriniyor, elleri gıdıklanıp düşüyor kalemleri. Yusuf diyorum, yüzüme kan çalınıyor, alemde bir tufan kopuyor, âlem alem oluyor, terler boşalıyor ağrıdan gözler, yağmur olup dökülüyor semadan.

Siyah halkalı elimden nemalanıyor. Kızarmış yemişler otlanıyorum. Bir salyangoz ağır ağır ilerliyor. İki kuyu göz kırpıyor bana. Çiçekler duaya duruyor, rüzgârın nine eline okşatıyorlar saçlarını.

Kervan amansız gidiyor. Bir şal sırılsıklam kıvrılıyor içine. Yapraklar yavaşça özüne süzülüyor. Kendini bilindik bir dansa kaldırıyor tabiat. Güneş yeni mesaisine bir bilet okutuyor. Sinekler layığında uçuşuna devam ediyor. Sakallar uzayıp ağarıyor.

Devir daim başlıyor yine.

Yol yollanıyor.

Yorumlar

Popüler Yayınlar