Ana içeriğe atla

Nitelikli

17

Seni içten çağlayan bir sızıntıyla bugün  Bir halkanın ruhunda karşıladım Hiç beklemediğim bir hayretten doğan Uzun bir vuslattan ancak eren,  Örtülmüş kanımı inişinle dirilten Ucundan dahil olup görünmeyen  Bedenin O mütevazi, o sıcak, o gülümseyen  Heybetin Gönlüme konuşunu anladığım  Tuz damlaları Dolmuş avuç ayalarım  Narin ellerine yâr Değil iki kaçsa da hayat Ruhum malikine hem Hem emanet kıldığına Topraklığımı Tozum duman olana değin Hemhal olsun

Revolver

Tek kişilik bir rulette elimize revolver yapıştırıldı. Kovanların tek biri boş bırakılmaya kıyılamadı. Masadan kalkmalara sarhoşluk müdahaleleri. Örtüye vurulmuş uyuşuk bir başla bırakılmak. Çatıyı bir saniye yana sürdüler, kısılmaktan ayılamadan gözler yeniden iki katıyla örttüler. Göstermediklerini görmeye çabalamak hevesimizi kül tablalarında söndürdüler. Kara tahtanın en renkli tarafını aramaya çabalarken bir bezle başımızı bağladılar. Şerh düşecek kalemlerimizi tutmamamız için çapraz düğümlediler ellerimizi.

Kan sesi. Ilık ılık sızan kan kokusu. Kanlarımızı göz altlarımıza savaş boyası gibi sürerken bacaklarımızdan kanımız çekildi, uyuştu dikelemedik sade. Bir desteğe dayanırken altından kayar döner tekerlekler.

Arşınlamıştık. İçimiz merdivenlerini üçer beşer çıkıyorduk. Fötr altı kabasakallarımın arasından gülümsemeler dağıtıyordum. En güçlü zamanlarım en zayıf kollarım zamanındaydı. Kavuran sıcakta kalın kumaş pantolon ve kısa mavi ütüsüz gömlekle evrene heybetleniyordum. Deklanşörlere nadir pozlar veriyordum püskürerek gülüyordu genç yürekler.

Yavaştan kırıldı basamaklar. Mermerler eskidi. Kumaş bezlerden ve hafif mavi üstlerden arındıkça ağırlaştı hava kurşuni. Fötr inince başıma kış güneşi geçti. Ayazlarda yanarken çöllerde üşümeye devrilen bir dönemin ilk adımlarıydı. Beyaz önlüklerin ve tıbbi cihazların arasında küçük küçük mekik dokumalara göz kırpmıştık. Siyah saçaklar omuz hizasından alındı. Sert zeminlerde yatay günler geçirildi. Küçük bir melek yanımda yanaklarımı sıkıyordu. Bir diğerine eski poz verişlerimden küçük bir kesit sergiledim.

Merdivenlerden geriye boşluğunun kaldığı bir fırtına ile yeni doğan günleri askerî selamlamaya başladım. Beni bir kış günü kışlaya aldılar. En ince kollarıma o zaman şahit oldum. İlk dumanı semaya bir körpe yuvanın çürümüş camından saldım. Ruh musikilerini yastığımla baş başa vermiş düşünürken düşünmemek için açtım. Bir damla girsin diye gözlerime, saatler süren notalara dayandım. Vazife beklerdi ve ben neyse derdim, sıralardım her şeyi ama ağır aksak başına giderdim. Çılgın bir kalbin dizlerinde o eski deklanşör pozlarından bir resital sunmak, ama bu sefer yalandan, hatırlıyorum. Bir fırtınaydı, görüp gidemediğim yerlere sebep. İkilerin arasına sıkıştırıldığım bir felaket.

Yeni bir tırmanışın ilk basamağına taze çiviler çaktım. Toz deryasına parmak sürerek bir çizgi çekip belli ettim safımı. Deklanşörlere çıkmadım, elime aldım ilk günler gibi. Sonra doğruları ve henüz dikelmemiş yalanları çektim. Kışladan çıkıp eski bir dostun sırtını sıvazladım, sıvazladık birbirimizi, sıvazlıyoruz birbirimizi. Eski bir döşekte bir yıl devirdim. Küçük böcekler duvar çatlaklarından sızmaya gelmişti. İlk basamağı kemirmeye yemin durmuş tahtakuruları. Mermerleri paslatan bacaksızlar. Banklarda ılık akşamlarda bazen, bazen soğuk gecelerde efkar taksimleri için toplaşırdık.

Sonra bitti. Basamaklar ve deklanşörlerin çağı başladı. Eskilerden taze bir yüz ile bir sal kiraladık ve açıldık deryalara. Her şeyimizi birbirimize katık ettik, birbirimizi erzakladık. Ejderhalara kılıçlar kuşandık bazen, bazen yel değirmenlerinden soğuk kaptık. Kalın duvarları delen tatlı meleklerin seslerinden nem alınca kızardık. Bir zaman geldi, salımızı dalgalara kaptırdık, çatırdadı ortasından, küreklerimizi indirdi midesine. Ellerimizle çırparak kendi hanemize düşeni bir kıyıya yanaştırmak düşüyor bize. Hava kapkara. Her yerimiz sonsuzluk iklimi.

Yıllar sonra şimdi saçaklarım omuzlarımda, sakallarım yine sık ve gür, arasına kaçmış olan genç kalplerin kara tahtası sade. Ve siyah paltolu mafyalar, bir gece vaktinde peşimde taze. Revolverler ellerimizde. Tek kişiyiz masalarımızda. Uyuşuk başlarımızla dolu kovanları döndürmek için tetikleri okşuyoruz.

Çapraz düğümlediler ellerimizi, bir boşluğa koşuyoruz.

Yorumlar

Popüler Yayınlar